hava Orta
DOLAR 18,8138 %% 0.03
EURO 20,7230 %% 0.23
GRAM ALTIN 1.180,86 %% 0,00
ÇEYREK A. 1.930,70 %% 0,00
BITCOIN 452.917 %2.375
SON DAKİKA
Google News

Cenap Şahabettin kimdir

Türk şiirinin unutulmaz şairlerinden olan, pek çok önemli şiir kaleme alan Cenap Şahabettin’in hayat hikayesidir.

Son Güncelleme :

19 Aralık 2022 - 18:20

Cenap Şahabettin kimdir

Cenap Şahabettin kimdir

Türk şiirinin unutulmaz şairlerinden olan, pek çok önemli şiir kaleme alan Cenap Şahabettin’in hayat hikayesidir.

Cenap Şahabettin, 1870’te Manastır’da doğdu ve babası Binbaşı Osman Şahabettin Bey’in 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Plevne’de şehit düşmesinden sonra ailesiyle İstanbul’a geldi. Tophane’deki Feyziye Mektebi’nde ilk öğrenimi tamamlayan Şahabettin, Gülhane Askeri Rüştiyesi’ni bitirdi.

Tahsilini Askeri Tıbbiye’de sürdüren şair, 1899’da hekim yüzbaşı olarak mezun oldu. Cenap Şahabettin, 14-15 yaşlarındayken divan gazellerini taklit ederek şiire başladı. Usta şairin henüz okul yıllarında yazdığı ilk şiirleri, Muallim Naci’nin yönettiği “Saadet” gazetesinde yayınlandı.

“Mekteb”, “Hazine-i Fünun”, “Maarif”, “Malumat” gibi dergilerde şekil, içerik ve anlatım bakımından farklı şiir denemelerinde bulunan şair, önceleri Muallim Naci’nin etkisiyle divan şiiriyle ilgilense de daha sonra Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamid Tarhan’dan etkilenerek Batı tarzı şiire yöneldi.

Dönemin önemli edebiyat dergisi “Servet-i Fünun”da şiirleri okurlarla buluşan Şahabettin, zamanla Tevfik Fikret ve Halit Ziya Uşaklıgil ile Servet-i Fünun edebiyatının üç önemli isminden biri oldu ve eserleriyle dönemin sanat dünyasında çokça tartışıldı.

Şiirde hece

Şahabettin, bir süre sonra “Servet-i Fünun” şairlerinden ayrılarak bireysel şiiri tercih etti ve şiirde heceyi müzikle uyumlu kullanmayı savundu. Tıbbiyeden iyi bir dereceyle mezun olduğu için 1890 başlarında cilt hastalıkları alanında eğitim almak üzere devlet bursuyla Paris’e gönderilen Şahabettin, 4 yıl sonra yurda dönerek Mersin, Rodos ve Cidde’de karantina hekimliği ve sıhhiye müfettişliği görevlerinde bulundu.

Şiire başlangıç

Tophane’deki Feyziye Mektebi’nde ilk öğrenimi tamamlayan Şahabettin, Eyüp Askeri Rüşdiyesi’ne başlasa da Gülhane Askeri Rüşdiyesi’ni bitirdi. Tahsilini Askeri Tıbbiye’de sürdüren şair, 1899’da hekim yüzbaşı olarak mezun oldu.

Cenap Şahabettin, 14-15 yaşlarındayken divan gazellerini taklit ederek şiire başladı. İlk şiirlerini okuldayken yazan usta şair, 1885’te Muallim Naci’nin yönettiği Saadet gazetesinde yayınlandı.

Bursla Paris’te eğitim

Dönemin önemli edebiyat dergisi Servet-i Fünun’da şiirleri yayınlanmaya başlayan Şahabettin, zamanla Tevfik Fikret ve Halit Ziya Uşaklıgil ile Servet-i Fünun edebiyatının üç önemli isminden biri oldu ve şiirleriyle dönemin sanat dünyasında çokça tartışıldı.

Şahabettin, bir süre sonra Servet-i Fünun şairlerinden ayrılarak bireysel şiiri tercih etti ve şiirde heceyi müzikle uyumlu kullanmayı savundu.

Tıbbiyeden iyi bir dereceyle mezun olduğu için 1890 başlarında cilt hastalıkları alanında eğitim almak üzere devlet bursuyla Paris’e gönderilen Şahabettin, 4 yıl sonra yurda dönerek Mersin, Rodos ve Cidde’de karantina hekimliği ve sıhhiye müfettişliği görevlerinde bulundu.

Batı edebiyatından etilendi

Usta şair, bu yönüyle Tanzimat’tan sonra Batı edebiyatı tesirinde gelişen Türk şiirinde Abdülhak Hamid’in ardından en büyük yenilikleri yapanlar arasında yer aldı. İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra Meclis-i Kebir-i Sıhhi üyeliği ve Daire-i Umur-ı Sıhhiyye müfettişliği görevlerini üstlendi.

Hekimlikten 1914’te emekliye ayrılarak Darülfünun’da Türk edebiyat tarihi, Batı edebiyatı ve Fransızca dersleri okutan şair, Birinci Dünya Savaşı yıllarında ise 4. Ordu Komutanı Cemal Paşa’nın davetiyle Suriye’ye gitti. Şahabettin’in bu gezileri, 1918’de Suriye Mektupları adıyla okura ulaştı.

Şahabettin, nesir alanında eserler verdiği gibi tiyatroyla da ilgilendi, 2. Meşrutiyet döneminde hız kazanan tiyatro çalışmalarına katılarak, Sahne-i Osmaniye ve Darülbedayi gibi toplulukların edebi kurullarında görev aldı.

Cenap Şehabettin, yaşamının son yıllarında yoğun bir şekilde üzerinde çalıştığı Fransızca-Türkçe sözlüğünü tamamlayamadan, beyin kanaması nedeniyle 12 Şubat 1934’te İstanbul’da vefat etti. Usta şairin cenazesi, Bakırköy Mezarlığı’nda yatan kızı Destine Hanım’ın yanına defnedildi.

Eserleri

Şairin eserlerinden bazıları;

Şiir türünde: Tamat, Seçme Şiirleri, Bütün Şiirleri, Elhan-ı Şita, Yakazat-ı Leyliye Tiyatro: Yalan, Körebe, Küçükbeyler, Merdud Aile

Gezi yazısı: Hac Yolunda, Afak-ı Irak, Avrupa Mektupları, Suriye Mektupları, Medine’ye Varamadım

Düz yazı: Evrak-ı Eyyam, Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh

İnceleme: William Shakespeare, Kadı Burhanettin

 

YORUM ALANI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.