Erbakan’ın Karakoç sevgisi « Haber Ortaköy | Ortaköy'ün haber sitesi…

29 Kasım 2021 - 00:08

Erbakan’ın Karakoç sevgisi

Haber7.com Yazarı Mahmut Bıyıklı, Şair Abdurrahim Karakoç’un vefatının sekizinci sene-i devriyesinde Karakoç’un geçmiş yıllarda edebiyat alanında ve devlet nezdinde nasıl yok sayıldığını, Erbakan Hoca’nın Karakoç’a nasıl el uzattığını köşe yazısında aktardı.

Erbakan’ın Karakoç sevgisi
Son Güncelleme :

20 Haziran 2020 - 12:29

79 views

İşte çok merak edilen o köşe yazısı:

Şair Abdurrahim Karakoç’un vefatının sekizinci sene-i devriyesi dolayısıyla gerek medyada gerekse sosyal medyada yoğun bir sevgiyle anıldığını görünce aklıma doksanlı yıllarda Kanal7’de katıldığı programdaki sözleri geldi.

 Akif İnan’ın sunduğu mezkûr programda hakkında dergilerde dosya yapılmadığını,  yazı yazmaktan çekinildiğini belirterek eserlerine dair eleştirmek için bile kalem oynatılmadığını söylemişti.

Hayattayken sükût suikastına maruz bırakılan Karakoç hakkında gerçekten de edebi çevreler iyi bir imtihan vermemiştir. Maalesef Doğuş Edebiyat ve Genç Kardelen dergilerinin mütevazı dosyaları dışında başka bir çalışma yapılmamıştır.

Yok sayma sadece edebiyat camiası tarafından değil devletlilerce de katı bir şekilde uygulanmıştır.

 Sol iktidarların tutumu bir nebze anlaşılır lakin sağ kesimden kendisini yakından tanıyanların Kültür bakanı ya da müsteşar olmasıyla da makûs talihi değişmemiştir.

Devlet düşmanı militan yazarların eserleri kütüphanelere alınırken Karakoç’un kitaplarını uygulanan sansür devam etmiştir.

Ağabeyi Bahattin Karakoç “Milletin sevgilisi şair Abdurrahim Karakoç, yurt içinde de yurt dışında da çok ünlüyken yanında yakınında devletini ve devletlileri hiç görmemiştir’’ diyerek bu konuda sitemini dile getirmiştir.

Sistemdeki bozuklukları, ülkedeki haksızlıkları korkusuzca eleştirdiği için yetkili kişilerin makamlarını korumaktan kaynaklı korkularına hak vermiş ama edebiyat dünyasının sessizliğini tuhaf bulmuştur.

Birkaç şiiri bulunan isimlerle ilgili dergilerde onlarca sayfa yazı yazılırken baskı üstüne baskı yapan kitaplarına dair cümle kuran olmamasına anlam verememiştir.

 YOK SAYANLAR YOK OLDU

Usta şair her türlü yok saymalara görmezlikten gelmelere rağmen bütün idealist adamlar gibi inandığı yoldan dönmemiş kararlı yürüyüşünü devam ettirerek milletinin duygularına tercüman olmuştur.

Bugün baktığımızda onu yok sayanların hepsi yok olup gitmiş,  görev süreleri bitmiş, adları sanları anılmaz, eserleri okunmaz olmuştur.

Fakat Abdurrahim Karakoç vefatından sekiz yıl sonra bile devletin tepesi başta olmak üzere bakanlar, milletvekilleri, valiler, kaymakamlar, diplomatlar, akademisyenler, öğrenciler, şairler yazarlar, dergi yöneticileri ve edebiyatseverler tarafından hürmetle anılmaya şerefli ismi kültür merkezi, okul, kütüphane gibi onlarca kuruma da verilmeye devam etmektedir.

MİLLETİN ORTAK SESİ ORTAK VİCDANI

 Yaşarken edebiyatın merkezindekiler görmemiş olsa da sevdalısı olduğu Türk milleti onu bağrına basmış, yazdıklarını dimağına kazımıştır.  Yerli fikrin gür sesi olan Karakoç şiirleri en fazla ezberlenen şairlerden biri olmuştur.  Okuma yazma bilmeyen herhangi bir tahsili olmayan vatandaşın bile belleğinde onun şiirleri vardır.

Yazdığını yaşayan ender edebiyatçılardan olan Karakoç hayatı boyunca milletin ortak vicdanı olmuş kendisine güvenenleri hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmamış okurlarını asla yanıltmamıştır.

Ülkede yayınlanan nice şiir kitabı ikinci baskıyı hiçbir zaman görmezken Karakoç’un kitapları milyonlara ulaşmıştır. 

Ömrü boyunca Müslüman Türklerin hak ettiği yere gelmesi için çalışarak , Anadolu’yu mayalayan horasan erenlerinin vatan tekkesine şiiriyle düz odun taşıyan gazi dervişlerden sayılmıştır.

Şairi çiçeklerden bal toplayan arıya benzeten Karakoç suların akışından, güllerin kokusundan, kınalı kekliğini nakışından, atın yelesinin savrulmasından, yıllanın kıvrılmasından şiir devşirmiştir. Yaşadığı çağı doğru yorumlayarak,  gelecek çağlara mesajını pırıl pırıl bir Türkçe’yle  gönderen söz sanatçılarından biri olmuştur.

ERBAKAN’IN  DAVETİ

Sosyal ve siyasal meselelere duyarlı olan Karakoç şiirleriyle ülkücüleri emzirdiği gibi akıncıları da beslemiştir.  Hak Yol İslam Yazacağız şiiri Milli Görüşün ilk partisi Milli Nizam’ın marşı haline gelmiş, Erbakan hocanın etrafında toplanan dindar gençler bu marşla akıncı ruhu kazanmıştır.

Karakoç’un ismi sağdaki bütün partilerde heyecan uyandırdığı için her dönem liderler Onu partilerine davet etmiştir.

Milli Görüş hareketinin lideri Merhum Necmettin Erbakan da bunlardan biridir.

Karakoç’un Kahramanmaraşlı hemşerisi ve yakın dostu Yazar Ahmet Doğan İlbey’e Erbakan’ın davet hikâyesini şöyle anlatır:

“1973 yılındaydı galiba. Necmettin Erbakan, 1971 Muhtırası’nda kapatılan Millî Nizam Partisinin yerine Millî Selamet Partisi adıyla yeni bir parti kurma hazırlıkları içindeydi. Partisinin Ankara’daki toplantısına beni de dâvet ederek kurucu üye olmamı istedi. Tabiî benim işim particilik filan değil, ancak bazı dostlara fikren moral vermek için gittim. Toplantının yapıldığı sinema salonunun kapısındaki vazifeliler benim kara kavruk yüzüme ve sade kılığıma bakarak içeriye almak istemediler. Davetiyemi gösterdiğim halde gönülsüzce içeri aldılar. Salona dâhil olduğumda Necmettin Erbakan kürsüde konuşma yapıyordu. Kürsüden beni daha görür görmez, ‘Benim Karakoç’um gelmiş’ diyerek indi ve beni kucaklayarak öptü. Erbakan’ın beni sarılıp öptüğünü gören salondaki insanların da çoğu beni kucaklayıp öptü. İnanın, üç gün bel ağrısı çektim.”

SİYASETE SIĞMAZ

 Milli Selamet Partisi’ne girmeyen Abdurrahim Karakoç  Türkiye’nin kaderinin belirlenmesinde bütün dertli insanlar gibi rol üstlenmek istemiş, seneler sonra  samimi düşüncelerle siyasete girerek milli çizgideki partilerde görev almıştır.

Siyasete girmiş lakin fıtratına ve şair ruhuna uygun olmayan politik manevralardan epey rahatsızlık duymuştur.

 Ülkedeki sığ politika anlayışına seviye ve üslup bakımından sürekli irtifa kaybeden Siyasetteki kör dövüşüne alışamamıştır.

Entelektüel insanların ülkenin istikbaline dair engin görüşlerine başvurulmamasına asıl meselelerin konuşulmamasına sahte gündemlerle ülkenin oyalanmasına morali bozulmuş içinde bulunduğu partilerin büyük problemlere çözüm sunamamasına canı sıkılmıştır.

Büyük idealleri olmayan siyasi kadroların, iddialarından imtihan olan liderlerin düştükleri haller canını acıtmıştır.

 Şair gözüyle politikadaki menfaat çarklarının idealizmi öldürdüğünü görmüş zeminin kaygan oyuncuların kaypak olmasını kabullenememiştir.

 Bir partide kadroları samimi bulurken liderin samimiyetine inanmamış,  diğer partide lideri hakikatli bulmuş ama çevresinin sığlığına katlanamamıştır.

Her devrin adamı olmayan, gelene ağam gidene paşam anlayışından fersah fersah uzakta bir duruşa sahip olan Karakoç gördüğü lüzumsuzluklar üzerine girdiği partilerden istifa etmiştir.

Siyasete girişini ve çıkışını muhteşem bir şekilde şöyle özetlemiştir:

‘Allah rızası için girdim Allah rızası için çıktım.’

Büyük adamlar dar kalıplara sığmaz. Onlar sadece uğruna ömürlerini vakfettikleri milletin kalbine sığar.

Türk Edebiyatına adını altın harflerle yazdıran  Karakoç yaşarken kimilerince yok sayılsa da yazdıklarıyla ebediyen milletinin kalbinde yaşayacaktır.

Ruhu şad olsun…

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.